Mobbing - Medical Park Psikoloji Kliniği

Mobbing

psikoloji

Gittikçe bilinen bir konu olan ‘işyerinde duygusal taciz’ yani ‘mobbing’, bir grubun olduğu pek çok ortamda yaşanabiliyor. Bir işyerinde, bir aile apartmanında, Survivor adasında veya tatil için çıktığınız turda tesadüfen oluşan grup içinde bile mobbing’e maruz kalabilirsiniz. Mobbing’e maruz kalmak demek; sizin bir ‘grubun’ dışına itilerek, o grup üyeleri tarafından kötü muameleye maruz bırakılmanız demek.

‘Duygusal taciz’i uygulayan grubun, mutlaka bir lideri vardır. Bu lider, mutlaka ‘yıkıcılığı baskın olan’ veya buna göz yuman bir liderdir. Bir kaç kademeli bir ‘liderlik’ sistemi varsa, hiyerarşinin en üstündeki lider, grubun genel etik kurallarının ana belirleyicisidir. Örneğin; bir şirketin sahibi, bir devlet kurumunun en üstündeki kişi, bir aile apartmanındaki kayınvalide… gibi. Bu ‘zirve lider’, doğrudan kendisi yıkıcı ise, ‘mobbing’, o grubun ‘geleneği’ haline gelecektir. Sadece kendisi değil, alt kademedeki ‘ara liderler’in de kendi ast’larına duygusal taciz uygulamaları olasıdır. Çünkü böyle bir ‘zirve lider’in (başkalarına) duygusal tacizlerini görmezden gelecek veya onaylayacak bir etik (ahlak) sistemine sahip olan kişiler, ancak onun yanında kalabilirler. Çok nadir görülebilecek durum, böyle bir ‘zirve lider’i idare eden ancak kendisine ve başkalarına zarar vermesini engelleyen bir ‘ara lider’in varlığıdır. Böyle bir ara lider, “demir bir sünger” gibidir; ‘zirve lider’in bütün yıkıcılığını kendi içine çeker, başkalarına yöneltmesini engelleyerek işlerin düzgün yürümesini sağlar. Bu durum şuna benzer; bazı ailelerde, ebeveynlerden biri aşırı otoriterdir. Diğer ebeveyn ise bütün enerjisini, o otoritenin diğer aile üyelerini ‘yakmasını’ engellemeye çalışarak harcar.

Peki, bir grubun ve liderinin yıkıcılığının psikolojik açıklaması nedir: Bu, psikolojinin ve hayatın en temel konularından biri olan ‘güç’ kavramı ve bireylerin ‘ego gücü/yıkıcılık eğilimi’ ile yakından ilişkilidir. Bir haftalık tatil turunda, bir işyerinde veya yarışmacı olarak gelinen bir adada; güç’ün nasıl elde edildiği, elde edilmiş güç’ün nasıl kullanıldığı, ‘güçlü’ olan grubun liderin ve o gücü paylaşan bireylerin ‘ego gücü’ne ve yıkıcılık eğilimine göre belirlenir; buna göre yeterince etik (adil, insani, ılımlı) olur veya olmaz. ‘Ego gücü’ dediğimiz, halk arasında kişinin ‘mayasının, hamurunun sağlamlığı’ olarak kullanılan tabirlere çok yakın bir kavramdır. Eğer ego gücü zayıf ve yıkıcılık eğilimi olan bir kişi, belli sebeplerle (fiziksel güç, mevki gücü…) lider konumuna gelmişse, yapacağı ilk iş kendisine ‘kurban’(lar) bulmak olacaktır. Yandaşlarını, bu ‘kurbanlaştırma’ sürecinde yanına alır. Çünkü oluşacak grup, lider kadar yıkıcı ise, bu kurbanlaştırma sürecinde aktif rol olmaya, yeni liderlerinin gücünü abartmaya başlarlar. Kurbanı farklı şekillerde yıpratma, küçük görme, görmezden gelme, iğneleme, bakışlarla veya sözel olarak zarar verme tehditleri gönderme eylemlerine girişilir. Zayıf grupların üyeleri, sadece bu şekilde kendilerini ‘var/güçlü’ gibi hissebilirler; içsel güçlerinden emin olmadıkları için, birilerini duygusal olarak çökertip yok etmeye çalıştıkça ‘güçlü’ hissedebilirler. Ancak, başkalarına zarar verdikçe güçlü olduklarına ikna olma süreçleri kısa sürer; en ufak kıvılcımda yeniden ‘temel güçsüzlüklerini’ hatırlar ve yıkıcılıkları, artan bir şiddetle alevlenir. Bu gruplar, sadece kendilerinin kabul ettiği ‘gerçeklikler’ oluştururlar (ben aslında çok iyiyim, o çok kötü), yanlışlarını kurban’ın kışkırtmasına mal ederek otomatikman ‘doğru’ya çevirirler. Kurban’ın yanlışları ise, esasen ‘yanlış’ olmasa bile, sadece kendilerine ‘iyi gelmediği’ için bile ‘korkunç bir yanlış’tır. Ego gücü zayıflığı, kazanılmış yüzeysel güç’ler (para, unvan, fiziksel güçler) ile yıkıcılığa yönelmişse ve kişi bu durumundan memnun ise, bir kişilik örüntüsü haline gelebilir; bu haliyle değişmesi zordur. (Genel olarak, hayatımızın belli dönemlerinde hepimizin ego gücü zayıf olabilir veya zayıflayabilir; bu, hele ki yıkıcılık eğilimimiz yoksa ve bir kişilik örüntüsüne dönüşmek zorunda değildir. Kendimize-çevremize zarar verdiğimizin farkında isek, terapiden faydalanabiliriz)

Kurban’, lidere ve yandaşlarına ‘güçsüzlüklerini’ hatırlatan kişiden seçilir: Kurban, yıkıcı liderin ‘güçlü olma’ yöntemlerini takdir etmeyen, ‘liderlik’ şemsiyesinin gölgesine girmeyi reddeden kişidir. Doğrudan yıkıcı lidere karşı çıkmayıp, sadece onun liderliğini kutsamamak bile, ‘kurban’ kontenjanında aday olmaya yeter. ‘Kurban’, bu ilk mobbing tecrübesi ise, şaşkınlaşacaktır. Durumun adını koymakta zorluk yaşayacak, kendi kendine ‘neden, nasıl, ne oluyor’ sorularını soracaktır. Gardını nasıl alması gerektiğini, sezgileri ve deneme-yanılma yöntemi ile bulmaya çalışırken geçen zaman, ‘mobbing kurbanı’ için yıpratıcı geçecektir. En şaşırtıcı bulduğu, koca koca insanların, böylesi bir duygusal taciz tim’ine nasıl dönüştüğü olur (“adil dünyaya inanç” olgusu). Burada da, ‘ben mi yetersizim, ben mi yanlışım’ sorusu ile ‘aslında öyle değiller de ben mi yanlış anlıyorum’ soruları çarpışmaya başlar. Yanlış ve eksik liderler varsa, koca bir şirket de, pek çok akrabadan oluşan bir aile apartmanı da, hatta ülkeler ve geniş insan toplulukları bile ‘kurban bul-kurbanı yok et-kendini güçlü hisset’ döngüsünün parçası haline gelebilirler. Yıkıcılık, ego gücü yeterince gelişmemiş, ‘zarar verme!’ gibi öğretilerle büyümemiş insanları kolaylıkla etkisi altına alabilen bir pervane gibidir. İnsanlar, yeterince ‘güçlü’ değillerse ve ortamda ‘yıkıcılık’ baş vermişse, ‘yıkarak var olan güç’ün şemsiyesinin altına girmek veya oradaki rollerini pekiştirmek için yarışırlar adeta.

psikoloji

Duygusal tacize uğrayan kişi ne şekilde etkilenir: Duygusal tacizi uygulayan lider ve o liderin takipçileri ile ilişkinizin tarihi ve hayatınızın hangi yönlerini/ne ölçüde etkileyebilecekleri, duygusal tacize karşı mücadelenizde önemli unsurlardır. Sadece 1 haftalık tatil turunda duygusal tacize uğramışsanız, tatilden döndüğünüzde bir tecrübe kazanmış olursunuz sadece. İşyerinde ise, eğer o iş/işyeri için uzun süre emek vermişseniz, uzun süredir arkadaşınız olan iş arkadaşlarınız, örneğin yeni gelen müdürün yıkıcılığının rüzgarına kapılarak, sizin mobbing’e uğramanıza göz yumuyorlarsa, duygusal tacizi daha derinden hissedersiniz. Eşinizinin kardeşlerinin ve eşlerinin yaşadığı bir aile apartmanında duygusal tacize uğruyorsanız, eşiniz bu duruma karşı duyarsız kalıyorsa, hatta onları destekliyorsa, mobbing sizde travmatik etki bırakabilir. Duygusal taciz konusunda bir farkındalığınız yoksa, ilk tecrübeniz ise, zamanınızın çoğunu ‘duygusal taciz’in yaşandığı ortamda geçirmek zorundaysanız ve etrafınıza bu durumu tam olarak açıklayamıyorsanız, travmatik bir sürece girmeniz yüksek olasıktır. Travmatik süreçte sabahları, ‘acaba bugün ne yapacak(lar)’ diyerek uyanırsınız, akşam uykudan önce düşündüğünüz de o gün maruz kaldıklarınızdır. Sürekli kafanızdan ‘artık onlara şunları söyleyeceğim’ diye geçirirsiniz ancak o anlar geldiğinde, adeta gardınız düşer. Genel kişilik özelliklerinize göre ‘ben iyiyim, etkilenmiyorum’ mesajı vermek için yoğun içsel enerji sarf edebilir; diğer yandan ağlamaklı, yalnız, sıkıntılı… vs hissedebilirsiniz.

Eğer duygusal tacize uğradığınızın farkındaysanız, neler yapabilirsiniz? Öncelikle ‘durum-hasar-gelecek tespit çalışması’ yapmak gerekir. Maruz kaldığınız durumu, uzman bilgisi veya yardımı ile adım adım deşifre edip, sizinle ilgili olan ve olmayan kısımları analiz ederek, travmatik süreçten uzaklaşmanın ilk adımını atarsınız. Yaşadığınız sürecin adı doğru konulursa, travmatik süreçten çıkmak da kolaylaşır. Bilmek, anlaşılmak ve destek görmek, en etkili terapilerin bile ana unsurlarıdır. Durumun adını koyduktan sonra, duygusal taciz yaratan kişilere ‘fiziksel-duygusal mesafe koyma’ konusunda yapılacak muhasebe devreye girer. İşyerinde durum katlanılmaz bir boyutta ise, en tepedeki ‘zirve lider’ bu duruma müdahale edemişse (veya mobbing’i uygulayan o ise), yapılacak en iyi hareket, yasal yollara başvurmaktır. İlerleyen zamanlarda aklınıza geldikçe öfkelenmek yerine, hakkınızı hukuki yollardan arayabilirsiniz. Bir aile apartmanında iseniz, bir grup tarafından sistematik olarak duygusal tacize uğradığınıza eşinizin de hak vermesi ve size destek olması şart. Mobbing konusundaki yazılarla, size yapılanları yazdığınız bir günlükle veya bir çift terapistinden yardım alarak, durumun ciddiyetini ona anlatabilirsiniz. Bundan sonrasında, o kişilerle olan görüşmelerinizi minimuma indirmeye, hatta oturduğunuz evi taşıma aşamasına kadar gidebilir. Kısa süreli (biteceği kesin olan), duygusal yatırımın az olduğu/hiç olmadığı gruplarda yaşanan (“survivor adası”nda veya tatillerde tesadüfen oluşan gruplarda) mobbing’e uğrandığında, keskin bir duygusal mesafe koymak gerekir. O kişilerin sataşmalarına, gözmezden gelmelerine (içinizden) duygusal tepki vermemek, onların kurguladığı ‘gerçekliğin’ dışında kalmanın en iyi yoludur. Yoksa, sanki onların dünyası, sizin bütün dünyanızmış gibi olur, o dünya da her an başınıza yıkılır gibi hissedersiniz.Üzgünlüğünüzü ifade ettikçe veya onlarla söz dalaşına girdiğinizde, yıkıcı grup gittikçe daha da yıkıcılaşır; adeta durumunuzdan haz almaya başlarlar. ‘Bazı insanlar, duygusal olarak yeterince olgunlaşmamıştır, onlardan iyi/ılımlı/adil olmalarını beklemeyeceğim’ kararını vermek, yanlış beklentilere girip duygusal mesafenizi korumanıza yardımcı olabilir.