İlişkilerde Bağımlılık - Medical Park Psikoloji Kliniği

İlişkilerde Bağımlılık

psikoloji

Bağlanma (Attachment) teorisi Bowlby tarafından geliştirilmiştir ve temelleri erken dönem anne-çocuk ilişkisine dayanır. Bağlanma, gelişmekte olan çocuk ile onun ihtiyacını gideren ya da ona ilgi gösteren kişi arasındaki duygusal durumu yansıtır. Bu kişi, çocuğun bakımından sorumlu olan birincil kişidir ve karşılığında çocuk da duygusal enerjisini bu kişiye yönlendirir. Yaşamın ilk yıllarında oluşması beklenen bağlanma karşılıklı özelliktedir, yani anne ve bebek karşılıklı olarak birbirini etkilemektedir. Çoğunlukla anneye karşı olması beklenen bu bağlanmanın sağlıklı olması kişinin gelecekteki ruhsal sağlığı için de temel teşkil etmektedir. Birçok psikolojik rahatsızlığın özellikle de ilişkisel sorunların temelinde bebeklik döneminden gelen bağlanma sorunları olduğunu görmekteyiz. Yaşamın ilk yılındaki anne- bebek ilişkisi içselleştirilerek sonraki yıllarda kişinin diğer ilişkilerini belirleyen bir hal alır.

Bağımlılık ve bağlanma birbirinden ayrı kavramlardır. Bağlanma; her bireyde sağlıklı olarak gelişmesi gereken doğal bir süreç iken, bağımlılık ise patolojik bir durumdur. Bağımlılık; kişi için zarar verici sonuçlar doğurmasına karşın, zorlantılı bir şekilde bir nesneyi/kişiyi arama ya da kullanma ile karakterize olan süreğen ve tekrarlayıcı ruhsal bir rahatsızlıktır. Bağlanma ilişkilerde olması sağlıklı olan bir durumdur. Sağlıksız olan ise ilişkilerde “bağımlılık” olmasıdır. İlişkiye olan bağımlılık ilk başlarda haz verici olsa da daha sonrasında saplantılı düşüncelere, tekrarlayan davranış kalıplarına dönüşebilir. İlk başlarda kişiye haz veren duygular belirli bir kişiyle bağdaştırılır ve bunun sonucunda bu duyguların ancak o kişiyle var olacağı duygusundan hareketle o kişiye bağımlılık gerçekleşir. Bu tıpkı alkol bağımlılığına benzemektedir. Bazı kişiler alkol aldığında daha iyi hissettiklerini, daha rahat olduklarını, sorunlarından uzaklaştıklarını düşünmekte ve deneyimledikleri bu hoşa giden duygular karşısında onlara bu duyguyu yaşattığını düşündükleri alkole bağımlılık geliştirmektedirler. İşte aynı bu örnekteki gibi ilişkilerde de o kişi olmazsa o duyguların yaşanamayacağı düşünülür.

Bağımlı bir ilişki, o kişi olmadan yaşayamayacağına inanma gibi rasyonel olmayan duygular sıklıkla tükenmişlik duygusu yaratır. Ötekinin varlığıyla yaşama gücü bulmak, yaşamının anlamını onun varlığına dayandırmak, sadece o kişinin isteklerine göre yaşamını düzenlemek, kendi isteklerinin farkına varamamak ya da ikinci plana atmak gibi durumlar zamanla ilişkiyi yıpratmakta ve ilişkiyi yaşayanlarda da tükenmişlik duygusuna neden olmaktadır.

Sağlıklı ilişkiler içerisinde bireylerin kendi sınırlarının var olması beklenir. Ancak ilişkiler bağımlı bir nitelik kazandığında bu bireysel sınırlarda sorunlar ve iç içe geçmişlikler görünmektedir. Bu durumda çiftlerin duyguları, düşünceleri, davranışları da iç içe geçmekte ve belirsizleşmektedir. Bireysel olarak var olamazlar ve etkinlik gösteremezler. Her şeyi birlikte yapmaya çalışırlar. Oysa ki sağlıklı olan “biz” olurken “ben”i kaybetmemektedir. Bağımlı ilişkilerde çiftler arasında bir dengesizlik olduğu sıklıkla görülür. Genellikle bir taraf alıcı diğer taraf verici konumundadır. Çoğunlukla tek tarafın ihtiyaçları, istekleri karşılanır. Öteki taraf önemsenmez. Ancak elbette bu durum da beraberinde sürekli veren taraf için tükenmişlik duygularının yaşanmasına ve depresyon gibi olumsuz durumlar yaşanmasına neden olmaktadır.

İlişkide Birey Olmak

Sağlıklı ilişkilerde her zaman öncelikle birey olarak, “ben” olarak var olmak gerekmektedir. “Ben” olamadan “biz” olunduğunda mutlaka ilişkide er geç sorunlar yaşanmaktadır. Kişi “ben” olamadığında ya da olmak istemediğinde öz değerini de yeteri kadar önemsemiyor, ancak diğeriyle var olabiliyor demektir ki böyle bir durumda zaten sağlıklı bir ilişkiyi de yürütemez. Kendi kimliğimizi yalnızca ilişkimizin kimliğiyle tanımlamak da bir nevi bağımlılıktır. İlişkileri sağlıklı ve her iki taraf için de mutlu bir biçimde devam ettirebilmek için önce kişinin kendilik değerinin farkında olması, kendini mutlu etmesi gerekir.

İlişkilerde Bağımlılıktan Kurtulmak İçin

İlişki bağımlılığı yaşadığını düşünen ya da genel olarak ilişkilerinde sorun olduğunu düşünen kişiler psikolojik destek almaktan çekinmemelidirler. Erken çocukluk dönemlerinden kalma bağlanma dinamikleriyle ilgili bir sorun yaşamakta olabilirler. Böyle bir durumda psikolojik destek faydalı olmakta ve kişi bağlanmaya değin olumsuz algılarını iyileştirebilmektedir. Ayrıca kişilerin kendi uğraşları olması, yaşamının odak noktasında yalnızca ilişkilerinin değil başka insanların da bulunması, sosyal çevresinin, iş hayatının tatmin edici olması faydalıdır.

Sağlıklı bir ilişkide çift bağımlı değil birbirine bağlıdır. Bağlılık demek yalnızca sadakat demek değildir. Sağlıklı bir ilişkide partnerler birbirlerini desteklerler, birbirlerini oldukları gibi kabul ederler, ara sıra yaşanması normal olan çatışmalarda yıkıcı değil yapıcı olmaya çalışırlar ve başa çıkma tutumları sağlıklıdır. Yaşadıkları ilişki, paylaştıkları ortak duygular haricinde her bireyin bir de özel yaşantısı vardır ve yalnızca bu ilişkiyle değil kendi varlıklarıyla var olurlar. Kendi benliğini koruyabilen bireylerin kurduğu ilişkiler daha sağlıklıdır. Sağlıklı iletişim kurabilmek, sevgili olmadan önce birbirinin arkadaşı olabilmek sağlıklı bir ilişki yürütebilmek için önemlidir. Sağlıklı ilişkiler bağımlılıktan uzak ve her partnerin manevi tarafını zenginleştirici niteliktedir.