Couvade Sendromu - Medical Park Psikoloji Kliniği

Couvade Sendromu

psikoloji

Hamilelik dönemi denildiğinde akla ilk gelen anne adayları olsa da bu zorlu süreçte ortaya çıkan birçok fizyolojik değişikliği yalnızca anne adayları deneyimlemiyor. Eşinin hamileliği boyunca, sürecin koşullarından etkilenen baba adaylarında da bazen eşlerinin yaşadıkları birincil olarak psikolojik, ileri durumlarda ise fiziksel değişiklikler ortaya çıkabiliyor. Aşerme, mide bulantısı, baş dönmesi, kilo alma şeklinde görülen bu belirtiler tıpta ‘Couvade Sendromu’ olarak biliniyor ve baba adaylarının yaklaşık yüzde 10 ila 65’inde görülebiliyor.

Bilim dünyası tarafından önceleri yalnızca psikolojik olduğu düşünülen bu durumun, yapılan araştırmalarla, kişilerin kimyasındaki değişikliklerden de kaynaklandığı ortaya konmuş durumda. Örneğin, eşinin doğumunu bekleyen babalarda kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen seviyesi artıyor, bu da erkeği daha hassas, duygusal ve sevecen yapıyor. Ancak, söz konusu her belirtinin fizyolojik bir temele dayanmadığını da belirtmekte fayda var. Aynı evde, aynı yaşam tarzını paylaştıkları için baba adayı, eşinin hislerine odaklanmaya ve onlara uygun davranmaya başlamasıyla, aslında kendisi de hamilelik sürecinde aktif bir rol alıyor. Örneğin, hamileliğin dördüncü ayından itibaren anne adayında artmaya başlayan iştah eşine de kilo aldırabiliyor.

‘İyi ama bu nasıl oluyor?’ diyebilirsiniz. Yapılan bazı araştırmalarda baba adaylarının kilo almasının sebepleri şu şekilde sıralanmış durumda: Anne adayının bulantıları bitince, bebeği daha iyi beslensin düşüncesiyle eşini teşvik etmek için ona eşlik etmesi, evde her zaman ulaşılabilir durumda olan yüksek kalorili atıştırmalıklar, beraber vakit geçirmek için dışarıda yenen yemekler ve tabii ki artan porsiyonlar. Dolayısıyla, vücudunun eskisi gibi olmayacağı düşüncesiyle stres yaşayan anne adayının bebeği beslemek için aldığı kilonun yanında, eşinin farklılaşan beden imajını kabul edip edemeyeceği sorusu baba adaylarının aklına gelecektir. İlişkinin bu döneminde hem kadının hem de erkeğin birbirlerini algılayış şekillerinde farklılıklar olacağı kesindir; ancak çiftin süreci sağlıklı geçirmesi için her konuda paylaşım yaşandığı noktasına odaklanmak asıl önerilendir.

Anneye En Büyük Destekçi

Bebek sahibi olmak bir çift olarak verilen bir karar olsa da, gerek fizyolojik gerekse psikolojik değişiklikleri asıl deneyimleyen kişi olarak anne adayının bu uyum sürecinde, çevrelerindeki herkesten, öncelikle de eşinden, hem duygusal hem de fiziksel anlamda desteğe gereksinim duyduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda düşünüldüğünde, baba adaylarında yaşanan tüm değişiklikler, aslında eşlerinin duygu ve yaşantılarını paylaştıklarının bir kanıtı niteliği taşıyor.

Hamileliğin tüm belirtilerinde eşinin yanında olan bir baba adayı, aslında annenin bu süreci tek başına göğüslemesini de engelleyici bir görev üstlenmiş oluyor. Örneğin, baba adayının aldığı kilolar, bir bakıma, yeni bedeninden hoşnut olmayan eşine bu süreci yalnız yaşamadığı, erkeğin de en az onun kadar yaşam biçiminde değişiklikler olduğu mesajını verebiliyor. Eşlerin beraber deneyimlediği tüm bu süreçler hamileliğin ‘artı’larını paylaşmak için tatlı bir fırsat olarak düşünülmeli. Bu yorucu ve heyecanlı süreçte önemli olan, her iki tarafın zor ve altından kalkılamaz gibi görünen durumlarla boğuştuğu sırada birbirine destek olmasıdır.