Annelik ve Psikoloji - Medical Park Psikoloji Kliniği

Annelik ve Psikoloji

psikoloji

Yapılan araştırmalar doğrultusunda anneliğin tamamen içgüdüsel olmadığı, annelik duygusunun öğrenilip geliştirilen bir duygu olduğu belirtilmektedir. En önemli faktör anneliğe hazır olmaktır. Anneliğe hazır olanlar, hayatlarında yaşamadıkları mutluluk ve sevgiyi yaşadıklarını bildirirler. Hamile olduklarını öğrendikleri andan itibaren, hayat onlar için sadece kendilerinden ibaret değildir. Beslenmeleri başta olmak üzere birçok şey bebeğe yönelik planlanmaktadır. Bebeğin doğumu ile beraber evdeki düzen bambaşka bir hal alır. Annelik, çifte duyguların yaşandığı kendine özgü bir durumdur.

Kucağa Almanın Önemi

Anne bebeğini kucağına aldığında; sorumluluk, sevgi ve hoşnutluk hisseder. İlk zamanlarda büyük bir heyecan ve “acaba yanlış bir şey yapar mıyım” endişesi, kaybetme ve yetememe korkusu yaşanır. Anne duygularında karmaşa yaşar. Bebeği ile arasında farklı bir bağ olduğunu hisseder. Bu bağ, anneye huzur ve mutluluk verir.

Yardımdan Çekinmeyin!

Bebekler ilk haftalarda çevreden gelen uyaranlara refleksler şeklinde yanıt verir. Bu yanıtlar gün geçtikçe anlam kazanmaya başlar. Bebek ilk andan itibaren gelen tüm uyaranlara duyarlıdır. Bu nedenle bulunduğu çevrenin mümkün olduğunca uyaran içermesinde yarar vardır. İlk aylarda bebek yer ve ısı değişimini sevmez, ani değişiklikler bebekte rahatsızlık uyandırır. Bebek anne karnında sakin bir ortamda yaşamıştır. Hareketli bir ortam ilk başlarda onu oldukça tedirgin eder, bebek bu değişimle birlikte güven arayışına girer. Annenin bebekle teması ona bu güveni sağlayacaktır. Annenin bebeği kucağına alması ile güven duygusu desteklenecektir.

Anneler için ise; heyecan, mutluluk ve korkuyla geçen dokuz aylık süre sonunda yeni bir süreç başlar. Anne bu süreçte kendisini bir karmaşıklık içerisinde bulur. Anne bu yeni dönemde yaşadığı duyguları sözlerle ifade edemez, kendisinde meydana gelen değişimlere (duygusal ve psikolojik) anlam veremez. Eskiye kıyasla daha kırılgan ve hassas olduğu gözlemlenir. Evlilikle birlikte eklenen eş rolüne bir de annelik rolü eklenmiştir. Bebekle baş edip edemeyeceği konusunda endişe duyar ve bebeğin getirdiği sorumluluk annede bir panik hali oluşturur. Uykusuzluk ve yorgunluk anneyi bitkin düşürebilir. Yeni yaşamını bebeğine göre düzenleyebilen, bebeğiyle mümkün olduğunca zaman geçirip, iletişim kurabilen ve eşinden yardım alabilen anneler kısa sürede uyum sağlar.

Bu geçiş döneminde sosyal desteğin önemi çok büyüktür. Anne iyi olmaz, iyi hissetmezse bebeğin iyi olması mümkün değildir. Annenin kendi ihtiyaçlarını mümkün olduğunca karşılayabilmesi gerekir ki bu da ona yardım eden birilerinin varlığıyla mümkün olur. Ayrıca bilgi ve tecrübelerini anneyle paylaşan birilerinin (abla, anne, kayınvalide) olması annede oluşan endişeyi hafifletecektir.

Bebeklerin bildiği tek iletişim yolu ağlamaktır. Bir ihtiyacı olduğunda (karınları acıktığında, altları kirlendiğinde vb.) bu durumu ağlayarak fark ettirirler. Bu nedenle anne her ağladığında bebeğe panikle yaklaşmamalı, nedenler üzerine odaklanmalıdır. Böylece bu dönem daha sıkıntısız atlatılır. Bebekle iletişim kurmanın en temel yolu dokunmaktır. Bebekler öpülmekten, okşanmaktan çok hoşlanırlar. Ayrıca anne bebekle konuşmalıdır.

Anner Rollerini Unutmamalı!

Bebek büyütürken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalar nelerdir? Yani yapılması ve yapılmaması gereken şeyler…
Annelerin bebeklerine aşırı düşkünlüğü doğumla beraber başlar. Bebeğin en ufak ağlaması bile doktora başvurma sebebidir. Bebeğin aç kaldığı düşüncesiyle zorla yedirme davranışında bulunurlar. Bebeğe her an bir şey olacak korkusuyla, bir an olsun yanlarından ayırmazlar. Bu olumsuz davranışlarla yetiştirilen bebekler ileriki dönemde bağımlı, asi kişiler olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bebek ağladığında kimsenin gelmemesi, farklı kişilerin gelmesi ya da bebekle ilgilenen kişilerin farklı tutum ve davranışlara sahip olması (bir kişinin güleryüzlü olup diğer kişinin asık suratlı olması vb) bebekte güvensizlik ve değersizlik duygularına yol açar.

Sadece annelik rolünün gereklerini yerine getirmek ve diğer rolleri göz ardı etmek (eş rolü, çalışan bir yetişkin olmak vb.) doğru değildir. Anne rolünün eklenmesi ile beraber çalışan birçok anne iş yaşamına son veriyor. Bunun yanı sıra anne rolü ile beraber eş olma rolü unutulduğu takdirde aile içi iç çatışmalar meydana geliyor. Anne için merkez bebek oluyor. Hatta anne dışında hiç kimse bebek hakkında söz sahibi olamıyor. Anne babalar çocuklarına kaliteli zaman ayırmaya dikkat etmelidirler. Kaliteli zaman ile vurgulanmak istenilen; zamanın uzunluğu değil, niteliğidir. Örneğin, anne belirlemiş olduğu zaman diliminde sadece bebeği ile ilgilenmelidir.